23.6.11

musmutlu yaşlar !

arkadaşlarımız.. şöyle bir düşündüğümüzde ne kadar da çok diyecebileceğimiz ama aslında kendine yakın bulduğun 3-5. belki de sonuna kadar güvendiğin, her şeyini paylaştığın sadece 1-2. bazı zamanlar çokça konuşup başlarını ağrıttığın belki, bazı zamanlarsa susup içine attığın halde yanında olmaya devam eden, sessizliğini bile paylaşan, anlayan.. ağlayamadığın zaman gözyaşlarını bi şişeye doldurup gönderebilecek olan.

hani hep bilirsin ya, o hep ordadır, kızsa da, küsse de, hissettirir kendini, yanıbaşındadır. işte öyle olmalı zaten arkadaşlık. ne olursa olsun, sıkı fıkı kalmayı başarabilmektir. işte böyle bi anda, en yakın arkadaşlarımdan birinin doğumgünürötarlı bi şekilde buradan kutlamak bence güzel olurdu. çünkü biliyorum ki, desteğe her ihtiyacım olduğunda o yanıbaşımda olacak.

p.s. 'gülümseme koymadığım için endişelenme.' burdan belli edemiyorum 'ama bu beynimin gülmediği anlamına gelmez.'

p.p.s. eğer izlemediysen mary and max'i kesinlikle en yakın zamanda izlemelisin.

p.p.p.s. en önemlisi: iyi ki doğmuuuuuş ! hep böyle kalmak dileğiyle..

p.p.p.p.s. 'bu arada su kaplumbağalarının anüslerinden nefes alabildiğini biliyor muydun?'

sevgiyle.. "J
nasıldı? 

15.6.11

göğe bakalım

sevgilim günlük,

bugünlerde o kadar çok moralim bozuluyor ki. oturduğum yerde, hiçbişi yokken stres yapıyorum. korkunç rüyalar görüyorum. merdivenden tırmanmalar, köşeye sıkışmalar falan. bence hepsi bugünkü ay tutulmasından kaynaklanıyor. 15 gün öncesinde ve sonrasında etkileri çok yoğun olacakmış diyorlar.

şaka bir yana, etkisi gerçekten var mı yok mu bilmem de, sıkıntılarımın sebebi, 5 gün sonra gireceğim yüksek lisans mülakatı olsa gerek. kendimi hiç hazır hissetmiyorum günlük ! nasıl hazır olunur onu bile bilmiyorum. gerçi 5-10 dakikalık bir mülakat. neden bu kadar sıkıntı yaptığımı bilmiyorum. evet bence sakin olmalıyım. tamam sakinim. derin bir nefes aldım.

biliyor musun günlük, mörfi amcanın kanunları var ya, hani onun 'eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa ve bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar veya felaket doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir." kuralı var ya, işte ben o olsun istemiyorum. düşündüm ki eğer yüksek lisans hayallerimden vazgeçersem, aslında istemiyormuşum gibi yaparsam, benim için en istenmeyen sonuç yüksek lisansa kabul edilmem olacak. bu sayede hem mörfi hem ben kazanacağız. bence oldu bu. :)

tamam, aslında bunlar da işin eğlencesi. mülakata az kala biraz stres yapmak iyidir diyerekten strese giriyorum ben zaten. çok sakin olunca insanlar bu sakinliğime anlam veremiyorlar. stres yapınca da, 'ya ne diye stres oluyorsun, ne olacak sanki?' diyorlar. insanları nasıl mutlu edeceğimi artık bilmiyorum ben günlük. onlar çok şey istiyorlar hep.


şu anda burada ay tamamen tutuldu. yakamozdan eser yok. çok karanlık oldu gökyüzü birden. 'bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya / herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum.'*

her şey iyi güzel de, 19-20-21 haziran'da soli güneş festivali var pompeipolis'te, evimizin önünde. ve ben o tarihlerde ankara'da olacağım. neden festivallerde hep başka yerlerde olmak zorunda kalıyorum? neden ben, neden ben hı günlük ?

hep bu ay tutulması yüzünden !

* (turgut uyar - göğe bakma durağı)
nasıldı? 

3.6.11

ben küçükken ..

bugün de bi mim'le devam edelim. sevgili üsturupsuz yazar mim'lemiş beni. teşekkür ederekten konumuzu söylüyorum hemen: "ben küçükken .. sanırdım." ne kadar güzel değil mi ? aslına bakarsanız bu mim'i çok sevdim ama nedense aklıma bişi gelmedi uzun süre. gerçi bir kaç günde topladıklarım da çok sayılmaz. ee başlayalım o zaman.

* ben küçükken adımı fatoş sanırdım. evet, anasınıfına kadar bana sürekli fatoş denildiği için, sınıfta yoklama alan öğretmenin, adının fatma olduğunu söylediğinde yaşadığı şokla eve giden şapşik çocuğun, kızarak annesine: "anne ! benim adım fatoş değil, fatma'ymış. siz yanlış söylüyormuşsunuz" dediğini düşünün bi. hoş, ilkokulda da hep yıldız dediler bana. ortaokuldaysa fatma diye seslenenlere dönüp bakmıyordum bile.

* ben küçükken bulutların pamuktan olduğunu sanırdım. bu yüzden bulutlarda yaşamak hep güzel gelmişti. ne kadar güzel derdim, yumuşacık, böyle toprak yok, taş yok, ayakkabısız dolaşabiliriz.

* ben küçükken iç çamaşırını ip çamaşırı sanırdım. atletin ip askıları var diye öyle bir çıkarım yapmıştım kendimce. karşıdaki kişi, iç çamaşırı dediği halde beynim onu ip çamaşırı algılardı. iç çamaşırı olduğunu kabul etmem uzun zamanımı aldı.

* ben küçükken halamın iki çocuğunu babannemin çocukları sanırdım. gerçi o mantıkla onların benim amcam ve halam olmaları gerekirdi ama kuzenlerimdi. ama siz de ne zaman babanneye gidilse orda olan, orda yiyip içen, orda yatıp kalkan kuzenleri görseniz öyle düşünürdünüz.

* bir de bendekiler tükendi diye, ablamın küçükken sandığı bir şeyi söylemek istiyorum. ablam küçükken aşkın nur yenginin şarkısı olan 'ay inanmıyorum'u 'ayran buyurun' sanıyordu. sonradan sözlerinin 'ay inanmıyorum' olduğunu öğrendiğimizde baya gülmüştük.

benden bu kadar. yine aklıma gelirse editlerim artık. bu mim'i öncelikle 'mim ne?' diyen sevgili jeremy'e nam-ı diğer kozmikadam'a ve felix felicis'e gönderiyorum. güle güle kullanın. öperim.

edit büdüt: ay dur, bir de messe'ye göndereyim. onun da mim'i olsun. :)
edit büdüt 2: bence bu mim'i .GöğeBakmaDurağı.'na da göndermeliyim. eminim çok ilginç şeyler çıkacak.
nasıldı? 

1.6.11

sahte veda sendromu

birini çok iyi tanımazsınız, nazik sözlerle belki yanağından öperek vedalaşırsınız. sonra, daha beş dakika geçmeden metro istasyonunda ya da otobüs durağında karşılaşırsınız. ortam bir anda gerginleşir çünkü her iki taraf da ne söyleyeceğini bilemez, beş dakika öncesinin havası tamamen kaybolmuştur. önünüze bakar ve metronun/otobüsün /taksinin bir an evvel gelmesi için dua edersiniz.


sonra metro/otobüs/taksi geldiğinde bir kere daha vedalaşır, gülmeye çalışarak "yeniden güle güle." gibi saçma sapan bir şeyler söylersiniz. ama ilk seferki gibi değildir ve yeniden yanağından öpüp öpmemeniz gerektiğini merak edersiniz. her şey bir anda sahte gelmeye başlar, aynı berbat bir notla birinden ayrıldığınız zaman olduğu gibi.

vedalar tekrarlanmamalıdır. 

 (marian keyes - anybody out there)
nasıldı? 
 

J's Süpernova !