13.1.09

İyimserlik

-uyuyorum uyanıyorum.. gereksiz bir iyimserlik kaplıyor içimi..

her zaman bir şeyleri yanlış yaptığımı bildiğim halde nasıl oluyor da böyle mutlu hissedebiliyorum bilmiyorum. kitap okurken uyuyakalmışken, birden kalkıp kitabı okumaya nasıl devam edebiliyorum? ya da neden bir an için 'evet yanlış yapmıştım biliyorum' diye kendimi onaylıyorum ?

bazen çok garip anlarım oluyor. düşünüyorum da insanlar nasıl bana ayak uyduracaklar, nasıl takip edecekler davranışlarımı ya da en azından yaptıklarımı? böyle gel-git'lerde yaşamaya ne kadar zaman daha devam edeceğim? artık bir karar vermem gerektiğini biliyorum. ama bu hayatımın her anında böyleydi. her zaman bir şeylere, hem de büyük bir şeylere, karar vermem gerekti.. ve ben her seferinde o kararı veremedim. üstüne bir de karşıma, kendimden de dengesiz biri çıkarsa n'apardım ?

n'aptım? :)

sanırım daha gel-git oldum.. evet bunda hemfikirdik hepimiz.

ya sonra?

'ama biliyordum ben - uğraşma artık - peki peki bu sefer yeter - hadi ordan hiçbir şeyi beceremiyorsun - inan çok takıntılıyım - tamam artık konuşmuyorum - yine mi? hayır ! '

hadi gel bunu önce kendine anlat. başkalarına yalan söylemek kolay da ya ben ? birilerinin beni kandırması lazım. bunu başaracak biriyle hala tanışmadım sanırım..

bekliyorum gerçekten. öyle bir anım olacak. diyordum ya böyle üstümde gereksiz bir iyimserlik hali, atamıyorum, bütünleştik artık. her olaya, her duyguya, geçmişime bile iyimser bakabiliyorum. yine çelişmeye başladım kendimle. engel olunamayan bir şey. kendimi böyle daha iyi hissediyorum çünkü bu şekilde her yaptığım şeyi açıklayabildiğimi düşünüyorum. genelde yaptığımdan daha değişik bir yol izlemek istedim. sürekli bir şeyleri deniyorum zaten ama inanılmaz yoruldum. bir insan nasıl her seferinde yanlış yapar diye sormaktan kendimi alamıyorum.

böylesi daha mı güzel acaba?

herkes için aynı sonuç çıkıyorsa belki evet, ama hayır ben kendim için yaşıyorum malesef. rüyamda gördüğüm saçma sapan aşk maceralarına döndürdüm hayatımı. iki uçta yaşayan, bir türlü orta yolu bulamayan, saplantılı bir kişilik oldum sanırım. bu kadarını kabul etmesem iyi olacak yoksa bu iyimserlik halinden eser kalmayacak.

çok güzel bir duygu. hiçbir şey yanlış değilmiş gibi, sarhoş olmuşsun gibi, ayakların yerden kesilmiş gibi. yazın kendini serin sulara atmışsın gibi. bence abartıyorum.


bir de canlı müzik yapılırken arka masadan gelen, peçeteye yazılmış istek parça gibi: 'ama sen de abartma, biraz eğlenceli şeyler yaz.'

sonuna kadar zorlamayınca olmuyor. zorlayınca da olmuyor. en iyisi kendi haline bırakmak her şeyi. diyeceklerin bu kadarsa ben artık gideyim. nasıl olsa az sonra yine tonlarcası üşüşecek başıma.
nolur nolmaz ben yine de her zamanki gibi kalayım.. her zamanki gibi..

21.12.08

Bir günde yalnızlık

uykum gelmedi yine. ama alıştım artık. yapılacak şey belli. kalk ve hemen bir sayfa kap, tak kulaklıkları, güzel bir şarkı koy listeye ve yazmaya başla.

her şey bir rutin halinde. hoş tabi, hayatım da hep böyle bir rutinde ilerliyor ama arada sırada, bilgisayara su dökme, hasta olma, odaya bir şişe irlanda likörüyle dönme (alkolik olmaya karar verdiğimden) ve yegane düşmanım ders zımbırtıları gibi şeyler de bu rutine az biraz heyecan katıyor. aslında çok da haksızlık etmemeliyim hayatıma diye düşünüyorum ama o kadar yoğunlaşabilmiş de değilim.

yığdım yine hayatımı bir kenara, hem bir düzene, hem de değişikliğe ihtiyacı var. savaş alanı ruhum. yardım edenim yok, tek başıma başaramıyorum bu sefer. tek başıma düzeltemiyorum, sadece benim dağıttıklarım değil çünkü.

-kendime yenildiğim gün başlayacağım toplanmaya da..

17.12.08

İçe doğan

defterimi açıp okuyorum her yazdığımı tekrardan. üstünden zaman geçince daha bir anlamlanmış her şey sanki. bir heyecan, bir hüzün, bir kızgınlık veya bunlara benzer herhangi bir duyguyla yazılmışlar tek tek, satır satır.. 'ne için?' dememek için zorluyorum kendimi, ben zaten biliyordum, cevabı yok, sen bişi deme.. 'öyle bir şey ki..' diye başlayan cümlelerime yenilerini eklemeye gerek yok artık. çünkü düşündükçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor. bir şeylerden kurtaramamak kendini, ne kadar kötü, ne kadar anlamsız.. sonsuz aşk yoktu ya ! :)

uzun bir süredir hastalık hali, ilaçların kötü tesiri ve kendimi dışarıya kapadım ifadesiyle yaşıyorum. düşünüyorum, diyorum ki 'kızlar ne garip.. kendi kendilerine planlıyorlar, hayal ediyorlar, olmuş gibi davranıyorlar ve aslında olmadığını anladıklarında da yersiz, zamansız triplere giriyorlar.' kendine objektif bir gözle bakabilmek çok zor, inanın ! belki hala bakamıyor bile olabilirim ama en azından gelişme gösteriyorum. sonra bir mesaj geliyor arkadaşıma, eski sevgilisinden:

-yalancı !!!

kendim olmadığım için biliyorum, en azından çok daha objektif bakabiliyorum bu sefer. diyorum ki 'sadece kızlar değil, bazen erkekler de yersiz, zamansız ve gereksiz triplere girebiliyorlar.' mutlu olmak böyle miniminnacık bir detaydan bile çok garip ama mutlu oldum işte. dedim ya artık kendime eskisinden daha objektif bakabiliyorum, biliyordum, 'şansım yok', belki yine hastalık halinden, gülümsüyorum. 'mutlu gibi, umutlu gibi, bir düşte gibi..'


bişi deme, ben zaten biliyordum, içime doğmuştu..
 

J's Süpernova !