30.8.09

breakfast at tiffany's

"you know what's wrong with you? you're chicken, you've got no guts. you're afraid to stick out your chin and say, 'okay, life's a fact, people do fall in love, people do belong to each other, because that's the only chance anybody's got for real happiness.' you call yourself a free spirit, a 'wild thing' and you're terrified somebody's gonna stick you in a cage. well baby, you're already in that cage. you built it yourself. annd it's not bounded in the west by Tulip, Texas, or in the east by Somali-land. it's wherever you go. because no matter where you run, you just end up running into yourself.. "


"J

20.8.09

Minik Balıklar

Sürekli yeni bir şeylere karar vermenin zorluğunu yaşıyorum.. Bir gün bunu yapmalıyım derken, öbür gün tam tersi olmalıydı diye düşünüyorum. Karar vermek bir yerde insanı acizleştiriyor sanırım. Üstüne yapamadıkların da gelince akla, hiç de mutlu olmadığını görüyorsun. Yeni baştan, her şeye yeniden karar vermen gerekiyor gibi hissediyorsun.

İşte her zamanki gibi dün de yine bir karar aşamasına geldim, önemli olduğunu düşündüğüm ama bir türlü uygulayamadığım kararlarıma birkaç yenisini daha ekledim. Kendime mi inanmıyorum bilmiyorum, sanırım öyle, ama bu gidişle bunu da başaramayacağım. Korktuğum şey başkalarının üzülmesi mi onu da bilmiyorum. Hani her şey peri masallarındaki gibi olsa diye düşündüğüm bile oldu ya da en azından bir yıldız kaysa ve dilek dilesem, olsa.. Belki o zaman ümidimi yeniden kazanırım.

"Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
..Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladı. Fakat Zeus'un arzusunun, insanların, kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır."

Dün denizde sürü halinde dolaşan minnacık balıklar gördüm, para gibi parlıyorlardı, seyredaldım. Elimi suya daldırır daldırmaz kaçıştılar, bir tanesine dokunabilsem belki o zaman tekrar inanırdım kendime.. :)

Edit Büdüt : Duygusuz yazı dizime bir yenisini daha ekledim, belki görürsen diye diyorum.. Hiç de duygu uyandırmıyorum :p

9.4.09

Eğer hissediyorsan..

..
Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. Uzayın adını ben koymadım. Uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur. Yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. Elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘Neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. Beni anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen..
..
Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm..

Küçük İskender
 

J's Süpernova !